AİLE İÇİNDE ÇOCUKLARIN HUKUKİ KORUMASI

AİLE İÇİNDE ÇOCUKLARIN HUKUKİ KORUMASI
Aile, sağlıklı bireylerin yetişmesinde kritik bir rol oynar. Bu nedenle “aile ve çocukların devlet tarafından korunması gerektiği” hem Anayasa’da hem de uluslararası anlaşmalarda güvence altına alınmıştır. Korumanın temel şartı, aile içi şiddetin önlenmesidir; bunun ilk adımı şiddeti görünür kılmak, ardından etkili ve hızlı müdahaledir.
Çocukların şiddete tanık veya maruz kalması, sadece ruhsal ve fiziksel gelişimlerini değil, toplumsal yaşamı da olumsuz etkiler. Aile içi şiddet, yaşam boyu sürebilecek toplumsal ve sağlıkla ilgili travmalara yol açar. Hukuki boyutu ise iç hukuk ve uluslararası sözleşmelerle düzenlenmiştir.
Türk Medeni Kanunu, aile bireylerine yükümlülüklerini hatırlatır ve çocuklara yönelik şiddete karşı koruma tedbirleri öngörür; gerektiğinde velayetin kaldırılmasına başvurulabilir. Türk Ceza Kanunu ise aile içi şiddeti ve kötü muameleyi suç sayar; ihlalin ağırlığına göre hakaret, kasten yaralama, işkence gibi suç tipleri de oluşabilir.
Dünya genelinde her yıl yaklaşık 1 milyar çocuk şiddet görmekte ve her 4 dakikada 1 çocuk şiddet nedeniyle ölmektedir. Bu nedenle aile içi şiddeti görünür kılmak ve hukuki düzenlemeleri bilmek hayati önem taşır.
Velayet Kavramının Anlamı Ve Kapsamı
Velayet, küçüklerin şahıs ve mallarına özen gösterme ve onları temsil etme konusunda kanunun ana babaya yüklediği yükümlülükler ile tanıdığı hakların tamamıdır. Özetle, velayet çocuğun menfaatine hizmet eden bir kurumdur ve haktan önce bir yükümlülüktür. Velinin kanaati çocuğun menfaatine aykırı düşerse, kanunlar koruma tedbirleri öngörür; durumun vahametine göre velayetin kaldırılması da mümkündür.
Temel ilkemiz “Çocuğun Üstün Yararı”dır; bu kavram çocuğun kısa vadeli değil, gelecekteki ve toplumsal yararını ifade eder. Çocuğa “benim, ne istersem yaparım, kimse karışamaz” yaklaşımı yanlıştır. Çocuk bir bireydir; ana babaya teslim edilmiş bir hak öznesi değildir.
4721 Sayılı Medeni Kanun, çocukları korur ve aile içi şiddete karşı önlemler getirir. Kanuna aykırı davranan ebeveynler ise 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu uyarınca cezalandırılır. İlgili kanun maddeleri aşağıda verilmiştir.
Çocukların Aile İçindeki Menfaatini Korumaya Yönelik Kanun Hükümleri
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Çocukların Bakım ve Eğitim Giderlerini Karşılama Kapsamı” başlıklı 327. Maddesi;
“Çocuğun bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanır.
Ana ve baba, yoksul oldukları veya çocuğun özel durumu olağanüstü harcamalar yapılmasını gerektirdiği takdirde ya da olağan dışı herhangi bir sebebin varlığı halinde, hakimin izniyle çocuğun mallarından onun bakım ve eğitimine yetecek belli bir miktar sarf edebilirler.”
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Çocukların Bakım ve Eğitim Giderlerini Karşılamanın Süresi” başlıklı 328. Maddesi;
“Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.
Çocuk ergin olduğu halde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.”
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kötü Muamele” başlıklı 232. Maddesi;
“(1) Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) İdaresi altında bulunan veya büyütmek, okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde, sahibi bulunduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye, bir yıla kadar hapis cezası verilir.”
5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Aile Hukukundan Kaynaklanan Yükümlülüğünün İhlali” başlıklı 233. Maddesi;
“(1) Aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğünü yerine getirmeyen kişi, şikâyet üzerine, bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Hamile olduğunu bildiği eşini veya sürekli birlikte yaşadığı ve kendisinden gebe kalmış bulunduğunu bildiği evli olmayan bir kadını çaresiz durumda terk eden kimseye, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası verilir.
(3) Velâyet hakları kaldırılmış olsa da, itiyadî sarhoşluk, uyuşturucu veya uyarıcı maddelerin kullanılması ya da onur kırıcı tavır ve hareketlerin sonucu maddî ve manevî özen noksanlığı nedeniyle çocuklarının ahlâk, güvenlik ve sağlığını ağır şekilde tehlikeye sokan ana veya baba, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.”
Çocuğun Korunması Amacıyla Medeni Kanunda Öngörülen Koruma Tedbirleri
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Çocuğun Korunmasında Koruma Önlemleri” başlıklı 346. maddesi şöyledir:
“Çocuğun menfaati ve gelişmesi tehlikeye düştüğü takdirde, ana ve baba duruma çare bulamaz veya buna güçleri yetmezse hakim, çocuğun korunması için uygun önlemleri alır.”
- Bu önlemlerin alınması için ana veya babanın kusuru gerekmez.
- Tehlikenin fiilen gerçekleşmiş olması da şart değildir; ciddi şüphe varlığı yeterlidir.
- Çocuk, ana veya babanın yanında bulunurken de bu tedbirlere karar verilebilir; gerektiğinde çocuğun velayeti ana ve babadan alınabilir.
- Çocuğun gelişiminin tehlikede olduğu durumlar, herkes tarafından yetkili kişilere (öğretmen, komşu, doktor vb.) ihbar edilebilir.
Velayet hangi hallerde kaldırılır?
Velayet, çocuğun korunması ve üstün yararının sağlanması amacıyla belirli durumlarda kaldırılabilir. Bu durumlar 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 348. maddesinde açıkça belirtilmiştir:
“Çocuğun korunmasına ilişkin diğer önlemlerden sonuç alınamaz ya da bu önlemlerin yetersiz olacağı önceden anlaşılırsa, hakim aşağıdaki hallerde velayetin kaldırılmasına karar verir:
1. Ana ve babanın deneyimsizliği, hastalığı, özürlü olması, başka bir yerde bulunması veya benzeri sebeplerden biriyle velayet görevini gereği gibi yerine getirememesi.
2. Ana ve babanın çocuğa yeterli ilgiyi göstermemesi veya ona karşı yükümlülüklerini ağır biçimde savsaklaması.
Velâyet ana ve babanın her ikisinden kaldırılırsa çocuğa bir vasi atanır.
Kararda aksi belirtilmedikçe, velâyetin kaldırılması mevcut ve doğacak bütün çocukları kapsar.”
- Velayetin kaldırılması, çocuğu ana babaya karşı koruyan bir tedbirdir ve velayetin tevdi kurumu ile karıştırılmamalıdır.
- Bu önlem, çocuğun bedensel veya zihinsel gelişiminin tehlikede olduğu veya velinin kayıtsız davranışları nedeniyle çocuğun manen terk edilmiş sayıldığı durumlarda uygulanır.
- Maddi sorunlar tek başına velayetin kaldırılması için yeterli değildir; bu tedbir son çaredir.
- Ana karnındaki çocuğun fiziksel şiddet nedeniyle sağlıklı doğmasına engel olunmuşsa, bu durum mevcut diğer çocuklar için de velayetin kaldırılma sebebi sayılır.
SIKLIKLA SORULAN SORULAR
Hayır, maddi durumun yetersiz olması tek başına hukuka aykırı davranış sayılmaz. Ancak çocuk bakımına uygun değilse, ilgili ve yetkili kişilerden beslenme, barınma, giyim ve bakım konularında yardım istemek gerekir.
Çocuğun yetiştirilmesi ve eğitilmesi ana babaya aittir. Çocuğun erdemli, onurlu, vatanını ve milletini seven, dürüst ve namuslu bir birey olarak yetişmesi için gerekli telkinlerde bulunmak ve kötü alışkanlıklardan korunmasını sağlamak ebeveynin yükümlülüğüdür. terbiye hakkı ana-baba ve öğretmenin dışında; akrabaya, komşuya vs. tanınmamıştır.
Veli, çocuğun yararına olan kararlarına uymasını bekleyebilir. Çocuk bu kararlara uymuyorsa, TMK madde 346’ya göre hakimin müdahalesi istenebilir.
Hayır. Terbiye hakkı, bedensel veya ruhsal şiddet uygulama yetkisini içermez. Şiddet uygulamak, çocuğun üstün yararı ilkesine ve ilgili kanunlar ile uluslararası sözleşmelere aykırıdır.Terbiye hakkı bahanesiyle çocuğa şiddet uygulamak, çocuğun üstün yararı ilkesine ve çocuğun korunmasını ele alan kanun maddeleri ile Uluslararası Sözleşmelere ters düşer.
HUKUKİ UYARI: www.mesudebusrakucuk.av.tr resmi kaynak değildir. Paylaşılan tüm veriler bilgi amaçlı olup, olası yanlışlıklardan kaynaklı sorumluluk kabul edilmez. Kullanıcılar sunulan bilgileri ve emsal Yüksek Mahkeme kararlarını resmi kaynaklardan teyit etmelidir.



