ÇOCUĞUN SOYADININ DEĞİŞTİRİLMESİ DAVASI

YAZININ İÇERİĞİ: Boşanmadan sonra çocuğun annenin soyadını alması. Velayeti annede olan çocuğa annenin kızlık soyadının verilmesi mümkün mü? Kadının çocuğa soyadını verme hakkı var mı? Avukat yardımıyla velayeti annede olan çocuğun soyadının değiştirilmesi. Annenin soyadını alma davası. Çocuğun soyadının değiştirilmesi davası. Bakırköy. Boşanan anne, velayetini aldığı çocuğuna kendi soyadını verebilir mi? Çocuğumun soyadını değiştirmek istiyorum. İstanbul. Karımın ilk eşinden olan çocuğuna kendi soyadımı verebilir miyim? Çocuk, annenin ikinci evlilik soyadını alabilir mi? Üvey babanın soyadı çocuğa verilebilir mi? İkinciye evlendim çocuğumun soyadı ne olacak? Yargıtay kararı.
ÇOCUK, ANNENİN SOYADINI ALABİLİR Mİ?
Türk Medeni Kanunu’nun 321’inci maddesine göre “Çocuk, ana ve baba evli ise ailenin soyadını taşır.” Bu kanun maddesi gereği kural, çocuğun, aile birliği içinde ya da evlilik birliğinin boşanma ile sona ermesi halinde babanın soyadını taşımasıdır.
Ancak, boşanma sonrası çocuğun velayetinin anneye verildiği durumlarda çocuğun anne ile soyadı farklılığını anlamlandıramaması, resmi ve günlük işlemler esnasında anne ile çocuğun soyadlarının farklı olmasının birçok probleme sebep olması ve bu farklılık sebebiyle çocuğun ruhsal ve kişisel gelişimini olumsuz etkilemesi, annenin, velayeti kendisinde bulunan çocuğunun soyadını kendi soyadı ile değiştirmesini istemeye mecbur bırakmaktadır. Peki, boşanan kadın velayeti kendisinde olan çocuğuna soyadını verebilir mi?
Yargıtay’ın 2017 yılı öncesi kararlarında, boşanmış, annenin, velayeti kendisinde olan çocuğuna kendi soyadını vermesi kabul edilmemekteydi. Ancak, Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2015 ve 2013/3434 numaralı, 11.11.2015 tarih ve 2013/9880 numaralı, 20.07.2017 tarih ve 2014/1826 numaralı bireysel başvuru kararı ile erkeğe velâyet hakkı kapsamında tanınan çocuğun soyadını belirleme hakkının kadına tanınmamasının, velâyet hakkının kullanılması bakımından cinsiyete dayalı farklı bir muamele teşkil ettiğine işaret edilmiş ve bu tarihten sonra boşanan anne, çocuğuna kendi soyadının verebilir durumuna hukuken gelmiştir.
Nitekim Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı sonrasında Yargıtay da haklı sebep bulunması ve çocuğun yüksek yararının gerektirmesi halinde, velayeti anne olan çocuğun soyadının değiştirilmesi talebini kabul etmektedir.
Ancak belirtmek gerekir ki, çocuğun üstün yararı gereği anne, hiçbir gerekçe göstermeden, sırf velayetin kendisinde olduğunu ileri sürerek çocuğa kendi kızlık soyadının verilmesini isteyemez. Anne tarafından çocuğun soyadının değiştirilmesi davası açıldığında, çocuğun üstün yararına bakılır. Eğer çocuğun üstün yararı varsa annenin kızlık soyadı çocuğa verilebilir.
ÇOCUĞUN SOYADI NASIL DEĞİŞTİRİLİR?
Çocuğun soyadını değiştirme davası, çocuğun halen soyadını taşıdığı babanın da hak ve hukukunu etkileyeceğinden, babanın da davaya katılımı sağlanması açısından, dava hem ilgili Nüfus Müdürlüğüne hem de babaya karşı açılmalıdır.
4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4/1. maddesinde yer alan hükme göre, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitabından üçüncü kısım hariç olmak üzere (TMK mad.118-395) kaynaklanan bütün aile hukukundan doğan dava ve işlerde aile mahkemeleri görevlidir. O halde, çocuğa annenin soyadının verilmesine ilişkin davalarda Aile Mahkemesi görevlidir.
ÇOCUĞUMUN SOYADINI DEĞİŞTİRMEK İSTİYORUM DİYENLER İÇİN AVUKATIN ÖNEMİ
Öncelikle belirtmeliyiz ki, Türk hukukunda hukuk davalarında avukat ile temsil zorunluluğu yoktur. Yani açacağınız bu davada bir avukat ile çalışmak zorunda olmasanız da, bu tür çocuğun soyadının değiştirilmesi davası için bir avukat varlığı büyük önem arz etmektedir. Çünkü annenin, çocuğuna kendi soyadını vermesine ilişkin davaların olumlu sonuçlanmaya başlanması hukukumuzda son yıllarda görülmeye başlanmıştır. Ancak yine de yukarıda bahsettiğimiz gibi çocuğunun velayeti kendinde olan her boşanmış anne çocuğunun soyadını değiştiremeyecektir. Çocuğun soyadının değiştirilebilmesi için çocuğun üstün yararının davada ispatlanması gerekecektir.
Bu kapsamda bu tür velayet altındaki çocuğun soyadının değiştirilmesi davası hiç kolay olmadığını, konu ile ilgili güncel içtihatları takip eden bir Bakırköy avukat ve bu tür çocuğun soyadının değiştirilmesi davası ile ilgilenen bir avukat eşliğinde takip edilmesi davanın olumlu sonuçlanması için son derece önemlidir.
.

.
KONU İLE İLGİLİ EMSAL YARGITAY KARARLARI
Uzman raporunda çocuğun, annesinin soyadını almasının yararına olacağı belirtilmişse çocuk, annenin soyadını alabilir.
“…Dava, çocuğun soyadının annesinin soyadı ile değiştirilmesi istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince “boşanma nedeniyle velâyet hakkının anneye verilmiş olması, çocuğun soyadının değiştirilmesi için haklı bir neden sayılmadığı gibi, hukuki mevzuat da buna onay vermemektedir. Bir an için mevzuatın böyle bir duruma izin verdiği kabul edilse dahi, sonradan gelişen sebeplerden dolayı çocuğun yararı açısından velâyetin babaya verilmesi halinde bu kez baba, velâyet hakkına dayanarak tekrar çocuğun soyadını değiştirmek isteyecektir.
Madem ki velâyet kimde ise çocuk onun soyadını taşıyacaktır, o hâlde baba bu haktan mahrum edilemez. Böyle bir uygulamanın nüfus kayıtlarının güvenilirliğini ve istikrarını zedeleyeceği ve asıl bu gibi uygulamaların çocuğun ruh hali üzerinde çok derin ve etkili travma yaratacağı açıktır. Yargı mercilerinin bu durumu ve çocuğun yüksek yararını gözeterek anne ile babanın veya ailelerin hukuken oluşmuş statüleri değiştirmeye çalışmalarına izin vermemesi gerekir.” gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, istinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 25.06.2015 ve 2013/3434 numaralı, 11.11.2015 tarih ve 2013/9880 numaralı, 20.07.2017 tarih ve 2014/1826 numaralı bireysel başvuru kararları sonrasında Dairemizce de, haklı sebep bulunması ve küçüğün yüksek yararının gerektirmesi halinde velâyet hakkı kendisine bırakılmış olan annenin çocuğun soyadının değiştirilmesini talep edebileceği kabul edilmektedir.
Somut olayda, mahkemece yapılacak iş, yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda davacı annenin iş bu davayı açma hakkı olduğu gözetilerek, dosyadaki delilleri değerlendirerek gerektiğinde mahkeme uzmanlarından rapor da almak suretiyle küçüğün yüksek yararına uygun olacak şekilde bir karar vermekten ibarettir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin yanlış ve yanılgılı değerlendirmelerle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir…” Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin, 2022/4794 Esas, 2022/5670 Karar ve 13.6.2022 Tarihli Kararı
Üstün yarar varsa çocuğun soyadı, annenin kızlık soyadı ile değiştirilebilir.
“… Davacı anne dava dilekçesinde; davalı … ile boşandıklarını, ortak çocuğun velayetinin kendisine verildiğini, davalı babanın 2012 yılından sonra ortak çocuk ile hiçbir iletişiminin olmadığını, çocuğun babasını tanımadığını, soyadlarının farklı olmasından dolayı günlük işlemlerde sorunlar yaşadıklarını, çocuğun da annesinin soyadı ile farklı soyadlarına sahip olmasını sorun haline getirdiğini, çocuğun ruhsal gelişimi ve manevi bütünlüğünün korunması için ortak çocuğun soyadının kendi soyadı ile değiştirilmesini dava etmiş,
Ankara 18. Aile Mahkemesi`nin 17.07.2020 tarihli ilamı ile söz konusu değişikliğin çocuğun üstün yararına aykırı olmadığı, çocuğun soyadı değişmekle kişisel durumunun değişmeyeceği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş… davalının istinaf talebi kabul edilmiş, ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı anne tarafından temyiz edilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti adına 14 Mart 1985 tarihinde imzalanan “11 nolu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşmeye Ek 7 nolu Protokol”, 6684 sayılı Kanun ile onaylanması uygun bulunarak, 25.03.2016 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanıp yürürlüğe girmiş ve iç hukukumuz halini almıştır. Ek 7 nolu Protokol’ün 5. maddesi “Eşler, evlilik bakımından, evlilik süresince ve evliliğin bitmesi halinde, kendi aralarındaki ve çocuklarıyla olan ilişkilerinde, özel hukuk niteliği taşıyan hak ve sorumluluklar açısından eşittir.
Bu madde, devletlerin çocuklar yararına gereken tedbirleri almalarına engel değildir.” hükmünü içermektedir. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası antlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin Milletlerarası Antlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda Milletlerarası Andlaşma hükümleri esas alınır (Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m.90/son).
Kuşkusuz velayet kendisinde bulunan anne veya babanın, çocukla ilgili yapacağı her türlü iş ve işlemde çocuğun üstün yararını koruması gerektiği tartışmasızdır. Çocuğun üstün yararı, çocuğu ilgilendiren her işte göz önüne alınması zorunlu olan ve belirli bir somut olayda çocuk için en iyisinin ne olduğunu belirlemede dikkate alınan bir ölçüt bir kılavuzdur. Somut olayda, İdrak çağında olan Umutalp de duruşmada dinlenmiş, o da babasının kendisi ile ilgilenmediğini, beş buçuk aylıktan şimdiye kadar annesi ile yaşadığını, annesi ile olan soyadı farklılığının okul ve sosyal hayatını olumsuz etkilediğini bu nedenlerle annesinin soyadını kullanmak istediğini söylemiştir.
Çocuğun soyadının annenin soyadı ile değiştirilmesi halinde, üstün yararı bakımından ruhsal gelişiminin olumsuz etkileneceği ileri sürülmediği gibi, aksine çocuğun soyadının annenin soyadıyla değiştirilmesinde çocuğun üstün yararının bulunduğu anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin benzer olaylarda verdiği hak ihlaline ilişkin kararları da gözetilerek davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir….” Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin, 2020/6688 Esas, 2021/170 Karar ve 14.1.2021 Tarihli Kararı
Anne, hiçbir gerekçe göstermeden, sırf velayetin kendisinde olduğunu ileri sürerek çocuğa kendi bekârlık soyadının verilmesini isteyemez.
“…Davacı dava dilekçesinde; davalının, ortak çocukla görüşmediğini, çocuğa karşı ilgisiz olduğunu, müvekkilinin çocukla soyadının farklı olması nedeniyle günlük yaşantıda ve ana okulunda problemler yaşadığını, Azerbaycan’dan dönerken ve giderken her seferinde davalıdan muvafakat almasının gerektiğini, ortak çocuğun, gittiği ana okulunda arkadaşlarının yanında annesi ile soy adının farklı olması nedeniyle içlendiğini iddia ederek, ortak çocuk …’ın soyadının, kendi bekârlık soyadı olan ”…” olarak değiştirilmesini istemiştir. Davalı baba davacı annenin ortak çocukla müvekkili arasındaki bağları kopartmaya çalıştığını, çocukla görüşemediğini, mahkeme ilamında belirlen şahsi ilişki günlerinin sürelerini davacının kendiliğinden kısaltarak çocukla görüşmesine izin verdiği, çocuğa aldığı hediyeleri çöpe attığını, davacı annenin de sonradan evlenip başka bir soyadı almasının da mümkün olduğunu belirterek açılan davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, davalının istinaf etmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davalının istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiş ve bu karara karşı davalı baba tarafından temyiz talebinde bulunulmuştur. Dava, ortak çocuğun soyadının, davacı annenin bekârlık soyadı ile değiştirilmesine yöneliktir. Yapılan yargılama ve toplanan delillerden; ortak çocuk … tarafların evlilik birliği içinde 17.1.2014 tarihinde doğduğu, tarafların 12.12.2019 tarihinde kesinleşen kararla boşandıkları, boşanma kararı ile birlikte ortak çocuğun velayetinin davacı anneye bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Çocuğun üstün yararı gereği, velâyetin anneye verilmesi halinde, anne hiçbir gerekçe göstermeden, sırf velayetin kendisinde olduğunu ileri sürerek çocuğa kendi bekârlık soyadının verilmesini isteyemez. Anne tarafından çocuğun soyadının değiştirilmesi davası açıldığında, çocuğun üstün yararına bakılır. Eğer çocuğun üstün yararı varsa annenin bekârlık soyadı çocuğa verilebilir. Üstün yarar yoksa davanın reddine karar verilmelidir.
Yapılan yargılama ve toplanan delillerden çocuğun soyadının annenin bekârlık soyadı ile değiştirilmesi yönünde çocuğun üstün yararı ispatlanamadığı gibi babanın soyadını taşımasına engel çocuğun üstün yararı da ispatlanamamıştır. O halde bu durum karşısında davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp, hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir…” Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin, 2021/10628 Esas, 2022/1696 Karar ve 23.2.2022 Tarihli Kararı
Evlilik dışı olmakla tanıma yoluyla babasının nüfusuna kaydettirilen ancak babasını hiç tanımamış olan çocuğa, annenin soyadı verilebilir.
“… Somut olayda, kanun gereği velayet hakkına sahip davacı anne, ortak çocuğun dahili davalı … ile olan kısa süreli evlilik dışı ilişkisinden doğduğunu, biyolojik babanın tanıma yoluyla kendisinden habersiz olarak çocuğu nüfusa Ü……… Şimşek ismiyle tescil ettirdiğini, aslında çocuğun isminin “B……. Işık” olması gerektiğini, ortak çocuğun Atyonkarahisar Aile Mahkemesi’nin 2016/145 esas, 2016/400 karar sayılı ilamı ile kendisine teslimine karar verildiğini, biyolojik babanın dava tarihi itibariyle başka bir kadın ile evli olduğunu, yargılama sırasında cezaevinde bulunduğunu, çocuğun babayı hiç tanımadığını, çocuk ile baba arasında baba kız ilişkisinin bulunmadığını, bu durumun ileride çocuğun yasal işlemlerinde de sıkıntıya neden olabileceğini, ortak çocuğun halen kendi yanında olduğunu ileri sürmüş, davacı tanıkları da ortak çocuğun anne yanında olup biyolojik babanın ise arayıp sormadığını beyan etmişlerdir.
Çocuğun soyadının annenin soyadı ile değiştirilmesi halinde, üstün yararı bakımından ruhsal gelişiminin olumsuz etkileneceği ileri sürülmediği gibi, aksine çocuğun soyadının annenin soyadıyla değiştirilmesinde çocuğun üstün yararının bulunduğu anlaşılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin benzer olaylarda verdiği hak ihlaline ilişkin kararları da gözetilerek davanın kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmayıp hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir…” Yargıtay 2. Hukuk Dairesinin, 2020/6302 Esas, 2021/641 Karar ve 27.1.2021 Tarihli Kararı
Çocuğun soyadının değiştirilmesi davasında tanık deliline dayanılabilir.
“… Somut olayda, velayet hakkına sahip davacı anne, dava ve ıslah dilekçesinde davalı babanın çocuğa karşı ilgisiz olduğunu, çocuğun yaşamını annesi ile geçirdiğini, her türlü işini kendisinin yerine getirdiğini ve resmi işlemler ile çocuğun okul hayatında bu durumun dezavantajını yaşayacağını, davalının çocuğu görmeye gelmediğini, nafakalarını ödemediğini, çocuğun okulda ve kurslarda annesinin soyadını kullandığını ileri sürdüğü,
Delil ve tanık dinletmek istediğini bildirdiği halde mahkeme tarafından davacının delillerinin toplanmadan, tanıkları dinlenmeyerek davacının dava açmasında ve çocuğun soyadının annesinin soyadı ile değiştirilmesinde çocuğun üstün yararının bulunup bulunmadığının araştırılmadan ve değerlendirilmeden davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığından, davacının istinaf talebi kabul edilerek….” Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin, 2020/26 Esas, 2020/1380 Karar ve 18.11.2020 Tarihli Kararı
Çocuğun soyadının değiştirilmesi davasında, nüfus müdürlüğü ile birlikte baba da davalı olarak gösterilmesi zorunludur.
“… Davacı kadının velayet hakkı tanınan çocuğun soyadının kendi soyadı olarak değiştirilmesi istemiyle açtığı davada davalı olarak nüfus müdürlüğünün gösterildiği, dava sonucunda verilecek kararın davacının eski eşi ve çocuğun babası K4’ın da hukuki durumunu etkileyeceği, bu kişinin de davaya dahil edilmesi, gösterdiği takdirde delillerinin toplanması ve tüm deliller değerlendirilerek gerçekleşecek sonuç uyarınca bir hüküm kurulması gerekirken eksik hasım ile karar verilmesinin doğru olmadığı….” Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesinin, 2017/2970 Esas, 2018/1900 Karar ve 26.12.2018 Tarihli Kararı
HIZLI İLETİŞİM
HUKUKİ UYARI: www.mesudebusrakucuk.av.tr resmi kaynak değildir. Paylaşılan tüm veriler bilgi amaçlı olup, olası yanlışlıklardan kaynaklı sorumluluk kabul edilmez. Kullanıcılar sunulan bilgileri ve emsal Yüksek Mahkeme kararlarını resmi kaynaklardan teyit etmelidir.



