Tutuklamaya itiraz dilekçesi, ceza yargılamasında kişi özgürlüğünü doğrudan etkileyen tutuklama kararlarına karşı başvurulan en önemli hukuki yollardan biridir. Bu yazımızda, yağma suçu ve kasten adam öldürme suçu kapsamında verilen tutuklama kararlarına karşı hazırlanmış tutuklamaya ve tutukluluğa itiraz dilekçesi örneklerine yer verilmiştir.
Tutuklama kararı verilmesi hâlinde ortaya çıkabilecek hukuki sonuçlar,
tutuklama şartları ve tutuklamaya itiraz sürecine ilişkin ayrıntılı bilgiler için
buraya tıklayabilirsiniz
.
Ceza yargılamasında tutuklama, kişi özgürlüğünü doğrudan etkileyen istisnai bir koruma tedbiridir.
Bu nedenle tutuklama kararlarının, Ceza Muhakemesi Kanunu,
Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümleri çerçevesinde
hukuki denetime tabi tutulması büyük önem taşır.
Aşağıda yer alan tutuklamaya itiraz dilekçesi örnek nitelikte olup,
somut olayın özelliklerine göre uyarlanması gerekmektedir.
Tutukluluğa İtiraz Dilekçe Örneği
T.C. …… SULH CEZA HAKİMLİĞİ
Vasıtasıyla
T.C. …… ASLİYE CEZA HAKİMLİĞİNE
CBS SORUŞTURMA NO :
SORGU NO :
ŞÜPHELİ : Ad – Soyad – TC- Adres
MÜDAFİ :
ŞİKAYETÇİ : K.H.
KONU : T.C. … Sulh Ceza Hâkimliği’nin … sorgu numaralı dosyasında, müvekkil hakkında … tarihinde verilen tutuklama kararına karşı, yasal süresi içinde itirazlarımızın sunulmasından ibarettir.
AÇIKLAMALAR/ MADDİ OLAYLAR/ HUKUKİ SEBEPLER
1.Olay günü; kısaca anlatılır.2. Huzurdaki dosyada müvekkil ……. ‘e; birden fazla kişi tarafından silahla gece vakti yağma suçu isnad edilmiş ve bu sebeple de tutuklanmıştır.5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu MADDE 148.’de “(1) Bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden ya da malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından bahisle tehdit ederek veya cebir kullanarak, bir malı teslime veya malın alınmasına karşı koymamaya mecbur kılan kişi, altı yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. “ demekle yağma suçu için cebir yahut tehditle bir kimseye ait malın zorla ele geçirilmesinin söz konusu olduğu vurgulanmıştır.Ancak somut olayda, şüphelinin cebir kullanarak müştekiye ait alet çantasının içinden yalnızca bir adet alet aldığı yönündeki iddia, dosya kapsamındaki kamera görüntüleriyle örtüşmemektedir. Görüntülerde, şüphelinin müştekinin arkasından alet çantasının tamamını otobüse attığı açıkça görülmektedir. Olayın bu oluş şekli dikkate alındığında, şüpheliye isnat edilen yağma suçunun hukuki vasfının değişme ihtimali oldukça yüksektir.Nitekim şüphelinin gasp kastı bulunsaydı, müştekiye ait alet çantasının tamamını alma imkânı varken, iddia edildiği üzere çantanın içinden yalnızca tek bir aletle yetinmesi hayatın olağan akışına aykırıdır. Ayrıca demir sopaların kullanıldığı iddia edilen bir arbede sırasında, şüphelinin alet çantasını inceleyerek maddi değeri yüksek bir aleti seçtiği yönündeki iddia da mantık ve hayat tecrübeleriyle bağdaşmamaktadır. Bu nedenle somut olayda yağma suçunun unsurları oluşmamış olup, suç vasfının değişmesi gerekmektedir.3. Son olarak belirtmek gerekir ki, tutuklama tedbirine başvurulabilmesi için, somut olayda yargılamanın sağlıklı şekilde yürütülemeyeceğine ilişkin somut bir tehlikenin bulunması zorunludur. Bu kapsamda, şüphelinin kaçma veya delilleri karartma ihtimalinin güçlü şekilde ortaya konulması gerekir. Ayrıca görünüşte haklılığın varlığından söz edilebilmesi için, şüpheli veya sanığın suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin bulunması şarttır.Kişi özgürlüğü Anayasa ile güvence altına alınmış olup, özgürlüğün kısıtlanması ceza yargılamasında ancak en son çare olarak başvurulabilecek istisnai bir tedbirdir. Somut olayda ise şüpheli hakkında isnat edilen suçun hukuki vasfının değişme ihtimali oldukça yüksek olup; şüphelinin sabit bir ikametgâhının bulunması, düzenli bir işte çalışması, kendisiyle sürekli iletişim kurulabilecek bir telefon numarasına sahip olması ve dosyada toplanması gereken başkaca bir delilin kalmamış olması karşısında, kaçma ya da soruşturmanın selametini etkileme ihtimalinden söz edilemez.Bu hâliyle, şüpheli hakkında tutuklama tedbirine başvurulması usul ve yasaya aykırı olup, tutuklama bir ceza değil, yalnızca geçici bir koruma tedbiridir.Tüm bu nedenlerle, şüpheli ……….. hakkında verilen tutuklama kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebi zorunlu hâle gelmiştir.
SONUÇ ve TALEP
Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;1. Müvekkil hakkında verilen tutuklama kararının kaldırılarak şüpheli ………….’in bihakkın tahliyesine,
2. Bihakkın tahliyesine karar verilmemesi hâlinde ise, CMK m.109 uyarınca adli kontrol hükümlerinden bir veya birden fazlasına (ayni veya kişisel güvence dâhil) tabi tutulmak suretiyle serbest bırakılmasına karar verilmesini saygıyla arz ve talep ederim. TarihTutuklamaya İtiraz Eden Şüpheli : ………….
Müdafii : ………….
Tutuklamaya İtiraz Dilekçesi Örneği
T.C. …… SULH CEZA HAKİMLİĞİ
Vasıtasıyla
T.C. …… ASLİYE CEZA HAKİMLİĞİNE
CBS SORUŞTURMA NO :
SORGU NO :
ŞÜPHELİ : Ad – Soyad – TC- Adres
MÜDAFİ :
ŞİKAYETÇİ : K.H.
KONU : T.C. … Sulh Ceza Hâkimliği’nce … sorgu numaralı dosya kapsamında, müvekkil şüpheli ……… hakkında … tarihinde verilen tutuklama kararına yönelik yasal süresi içindeki itirazlarımızın arzıdır.
İTİRAZ NEDENLERİMİZ
1-) Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 100. maddesinde; “Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir.” hükmüne yer verilmiş olup, bu şartların bulunmaması hâlinde tutuklama kararı verilmesi hukuken mümkün değildir.Somut olayda, müvekkil X hakkında yürütülen soruşturma dosyasında, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterecek herhangi bir somut delil veya emare bulunmamaktadır. Tutuklama kararının, dosya kapsamındaki maddi olgularla desteklenmeyen soyut bir şüpheye dayandığı görülmektedir. Dosya içeriği incelendiğinde, müvekkilin kolluk ve savcılık aşamasındaki beyanları ile hâkimlik sorgusu arasında çelişki bulunmadığı; olayın gerçekleştiği süreçte nerede ve kimlerle bulunduğunun tanık beyanları ve HTS kayıtları ile ortaya konulduğu anlaşılmaktadır.Dolayısıyla, müvekkil X hakkında dosya kapsamında tutuklamaya dayanak oluşturabilecek nitelikte kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren herhangi bir somut delil bulunmadığı gibi, aksine müvekkilin isnat edilen suçu işlemediğini açıkça ortaya koyan deliller mevcuttur.2-) Müvekkil X, sabit ikametgâh sahibi olup ailesinin geçimini düzenli olarak çalışmak suretiyle sağlamaktadır. Yerleşik yaşam düzeni, ailevi sorumlulukları ve mesleki durumu dikkate alındığında; müvekkilin kaçma, delilleri karartma ya da soruşturmanın selametini etkileyecek şekilde başkaları üzerinde baskı kurma ihtimalinden söz edilmesi mümkün değildir.Öte yandan, şüpheli X hakkında verilen tutuklama kararında, tutuklama nedenlerinin hangi somut olgulara dayandığı açıkça ortaya konulmadığı gibi, adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kalacağına ilişkin herhangi bir hukuki ve fiili gerekçeye de yer verilmemiştir. Bu durum, CMK m.101/1 hükmüne açıkça aykırıdır. Anılan hüküm uyarınca, tutuklama kararlarında adli kontrol tedbirlerinin neden yetersiz kalacağının somut ve gerekçeli şekilde açıklanması zorunludur.Ayrıca CMK m.109 uyarınca adli kontrol tedbirleri, tutuklamaya nazaran öncelikle uygulanması gereken koruma tedbirleridir. Tutuklama, ceza muhakemesinde ancak en son çare olarak başvurulabilecek istisnai bir tedbirdir. Nitekim Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de yerleşik içtihatlarında, tutuklamanın son çare olması gerektiğini; daha hafif tedbirlerle amaç sağlanabiliyorsa tutuklama yoluna gidilmemesi gerektiğini vurgulamaktadır.3-) Tüm bu nedenlerle, müvekkil hakkında verilen tutuklama kararı Anayasa, Ceza Muhakemesi Kanunu ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğundan, soruşturma konusu suç bakımından söz konusu tutuklama kararına itiraz edilmektedir.
SONUÇ VE İSTEM :
Yukarıda izah edilen ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle; müvekkil X hakkında tutukluluğu gerektirecek nitelikte kuvvetli suç şüphesi, somut olgu ve delil bulunmadığı, ayrıca tutuklama nedenleri oluşmadığı gözetilerek;1. Müvekkil şüpheli hakkında, ……… Sulh Ceza Hâkimliği’nin ……… tarihli, kasten öldürme suçu kapsamında verilen tutuklama kararının itirazen kaldırılmasına ve şüphelinin tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına,
2. Bu talebin kabul edilmemesi hâlinde, CMK m.109 uyarınca adli kontrol tedbirlerinden bir veya birden fazlasının uygulanması suretiyle şüphelinin serbest bırakılmasına karar verilmesini arz ve talep ederiz.TarihTutuklamaya İtiraz Eden Şüpheli : ………
Müdafii : Av. ………
Tutuklamaya İtiraz Sürecine İlişkin Kısa Değerlendirme
Ceza yargılamasında kişi özgürlüğünün söz konusu olduğu tutuklama ve tutukluluğa itiraz
süreçlerinde, yalnızca olayın maddi yönüne değil, aynı zamanda
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda düzenlenen usul hükümlerine
uygun bir savunma yapılması büyük önem taşır.
Uygulamada, şüpheli veya sanık aleyhine dosyada delil bulunması hâlinde dahi,
bu delillerin hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediğinin denetlenmesi ve
tutuklama koşullarının oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekir.
Bu nedenle ceza hukuku alanında yaşanan hukuki sorunlarda,
özellikle tutuklama ve tutukluluğa itiraz aşamalarında,
alanında deneyimli bir ceza avukatından hukuki destek alınması
telafisi güç hak kayıplarının önlenmesi açısından önem arz etmektedir.
HUKUKİ UYARI: www.mesudebusrakucuk.av.tr resmi kaynak değildir. Paylaşılan tüm veriler bilgi amaçlı olup, olası yanlışlıklardan kaynaklı sorumluluk kabul edilmez. Kullanıcılar sunulan bilgileri ve emsal Yüksek Mahkeme kararlarını resmi kaynaklardan teyit etmelidir.