Ölen Kardeşin Kimliğini Kullanmak – Saklı Nüfus

Ölen Kardeşin Kimliğini Kullanmak Zorunda Kalanların Gerçek Doğum Tarihini Nüfusa Kaydetme Yolu: “Ölen kardeşimin kimliğini kullanıyorum, kimlikte yazan doğum tarihimi düzeltmek için ne yapmalıyım?” sorusu, özellikle geçmişte kırsal bölgelerde sık görülen bir hukuki sorundur. Bu durum, doğan çocuğun nüfusa kaydedilmemesi veya kendisinden önce ölen kardeşin ölüm kaydının yapılmaması nedeniyle, ölen kardeşin kimliğini kullanma sorununu doğurur.
Türkiye’de uzun yıllar boyunca, yeni doğan çocukların nüfusa zamanında kaydedilmemesi veya kısa süre önce vefat eden kardeşlerin kimlikleri üzerinden resmi işlemlerin yürütülmesi sık rastlanan bir durum olmuştur. Bu nedenle, ölen kardeşin kimliğini kullanma ve bu kimlikteki doğum tarihini düzeltme meselesi, toplumda en çok merak edilen hukuki sorular arasında yer almaktadır.
Hukuk literatüründe bu durum “saklı nüfus” olarak tanımlanmaktadır. Peki, ölen bir kardeşin kimliğiyle hayatını sürdüren kişiler gerçek doğum tarihini kimliğe nasıl yazdırabilir? Bunun çözümü gerçekten yaş düzeltme davası mıdır, yoksa farklı bir hukuki yol mu izlenmelidir? Doğru çözüm ise şöyle açıklanabilir.
Saklı Nüfus Nedir?
Nüfus Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği’nin 4. maddesinde şu şekilde tanımlanmıştır:
Saklı nüfus: On sekiz yaşını tamamlayıncaya kadar herhangi bir nedenle aile kütüklerine kayıt edilmemiş olan ve yabancı bir devletle vatandaşlık bağı bulunmayan kişiyi ifade eder.
Ölen Kardeşin Kimliğini Kullanmak: Çözüm Yaş Düzeltme Davası mı?
Hayır. Ölen kardeşin nüfus cüzdanını kullandığı iddiasıyla açılan yaş düzeltme davaları, talebin adli değil idari nitelikte olması sebebiyle mahkemeler tarafından reddedilmektedir.
Çünkü yaş düzeltme davasının incelenebilmesi için öncelikle doğum tarihinin düzeltilmesi talep edilen kişinin nüfusa kayıtlı olması gerekir. . Nüfusa kayıtlı olmayan bir kişinin doğum tarihinin düzeltilmesi ise mümkün değildir. Dolayısıyla kendisinden önce ölmüş kardeşlerinin nüfus cüzdanını kullananların bu sorunun çözümü için idari yola başvurması gerekir.
Vefat Eden Birinin Kimliğini Kullanırken Gerçek Yaşı Kimliğe Yazdırma
Nüfus Hizmetleri Uygulama Yönetmeliği’nin “Saklı Nüfus” başlıklı 17. maddesi uyarınca, ölen birinin kimliğini kullanan ve gerçek yaşını kimliğe yazdırmak isteyen kişiler için çözüm yalnızca mevcut kimlikte doğum tarihini düzeltmek değil, yeni nüfus kaydı oluşturmaktır.
Saklı nüfusun tespitine ve tesciline ilişkin usul ve esaslar Genel Müdürlük tarafından belirlenmekle birlikte, yeni nüfus kaydı oluşturmak için genel olarak izlenmesi gereken yollar şunlardır:
- Saklı nüfus olduklarını iddia eden kişiler, aile kütüklerine tescil için nüfusa kayıtlı oldukları yerdeki il valilikleri veya ilçe kaymakamlıklarına başvurmalıdır.
- On sekiz yaşını tamamlayana kadar herhangi bir nedenle aile kütüklerine kaydedilmemiş ve yabancı bir devletle vatandaşlık bağı bulunmayan kişiler, ana veya baba ile bunların ölmüş olması halinde, varsa kardeşleri veya diğer hısımlarına ait tıbbî rapor ve belgeleri ibraz ederek aile kütüklerine tescil edilebilir ve Türk vatandaşlığı kazanabilir.
- Eğer başvuru sonucunda idari makamlarca gerekli işlemler yapılmazsa, bu durumda idari dava yoluna başvurulabilir.

Nüfusa kaydı olmadan ölen kardeşin kaydını kullanan kişinin nüfusa tescili, yani saklı nüfustan sicile yazılması idari işlemdir.
“Dava, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunun 36. maddesi kapsamında nüfus kayıtlarındaki doğum tarihinin düzeltilmesi istemine ilişkindir.
Dosyadaki bilgi ve belgelerden; doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen davacının, nüfusa kayıt edilmediği, kendisinden önce 02.01.1987 tarihinde doğup nüfusa aynı tarihte tescilinden sonra vefat eden kardeşinin kaydını kullandığı anlaşılmaktadır.Doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne işlenmesi, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 15, 31 ve 33. maddelerine göre nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olup, nüfusa kayıt edilmeden kendisinden önce doğup ölen kardeşine ait nüfus kaydını kullanan kişinin nüfusa tescili dolayısıyla saklı nüfustan sicile yazılması da idari bir işlem niteliğindedir.
Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 35/1. maddesinde, saklı nüfus olduklarını iddia edenlerin aile kütüklerine tescil için müracaat makamının illerde Valilikler, ilçelerde Kaymakamlıklar olduğu hükme bağlandığından; doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne tescilinin nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olduğu gözetilerek, davanın görev yönünden reddine karar verilmesi yerine kabulü doğru görülmemiştir.” (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2021/5971 E., 2021/9103 K. 02.12.2021 T.)
Doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne işlenmesinin nüfus idaresinin idari görevi olduğu göz önünde bulundurularak, Asliye Hukuk Mahkemesi görev yönünden davayı reddetmelidir.
“Davacı tarafından açılan yaş tashihi davasında, davacının 18.04.1971 tarihinde doğduğu ancak ailesi tarafından nüfusa kaydı yapılmayarak kendisi doğmadan önce 2-3 aylıkken vefat eden abisinin nüfus kaydının kullanıldığı ve kaydın bu şekilde kaldığının iddia edildiği, mahkemece davanın kabulü ile kayden 18.04.1967 olan doğum tarihinin 18.04.1971 olarak düzeltilmesine karar verildiği ve kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne işlenmesi, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 15, 31 ve 33. maddelerine göre nüfus idaresine verilmiş idari bir görevdir.
Doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen davacının nüfusa kaydedilmediği, kendisinden önce doğarak nüfusa 18.04.1967 doğum tarihi ile tescil edilen ve öldüğü halde ölü kaydı düşürülmediğinden sağ görünen kardeşinin kaydını kullandığı anlaşılmıştır. Mahkemece, doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne işlenmesinin nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olduğu gözetilerek Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 7/1. maddesi gereğince görev yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esasına girilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.” (Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, 2011/208 E., 2011/2741 K. 28.02.2011 T.)
Vefat etmiş olmasına rağmen sağ görünen kardeşinin nüfus kaydını kullanan kişi, bu durumu düzeltmek için illerde valiliklere, ilçelerde kaymakamlıklara başvurmalıdır.
“Dosyadaki bilgi ve belgelerden; doğum tarihinin düzeltilmesi istenilen davacının, nüfusa kayıt edilmediği, kendisinden önce doğup nüfusa 01.05.1980 tarihi ile 23.05.1980’de tescilinden sonra vefat ettiği halde sağ gözüken kardeşi …’nın kaydını kullandığı anlaşılmaktadır.
Doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne işlenmesi, 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun 15, 31 ve 33. maddelerine göre nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olup, nüfusa kayıt edilmeden kendisinden önce doğup ölen kardeşine ait nüfus kaydını kullanan kişinin nüfusa tescili dolayısıyla saklı nüfustan sicile yazılması da idari işlem niteliğindedir.
Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 35/1. maddesinde; saklı nüfus olduklarını iddia edenlerin aile kütüklerine tescil için müracaat makamının illerde valilikler, ilçelerde kaymakamlıklar olduğu hükme bağlandığından, doğum ve ölüm olaylarının nüfus kütüğüne geçirilmesinin nüfus idaresine verilmiş idari bir görev olduğu gözetilerek davanın görev yönünden reddine karar verilmesi yerine kabulü doğru görülmemiştir.” ( Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, 2018/1260 E., 2018/2787 K. 27.02.2018 T.)
HUKUKİ UYARI: www.mesudebusrakucuk.av.tr resmi kaynak değildir. Paylaşılan tüm veriler bilgi amaçlı olup, olası yanlışlıklardan kaynaklı sorumluluk kabul edilmez. Kullanıcılar sunulan bilgileri ve emsal Yüksek Mahkeme kararlarını resmi kaynaklardan teyit etmelidir.



